Yağ Embolisi Sendromu (YES)
Yağ embolisi sendromu (YES), uzun kemik/pelvis kırığı veya ortopedik girişim sonrasında çoğunlukla 12-72 saatte gelişen, ancak zamanlaması değişebilen; hipoksemi, nörolojik bozukluk ve peteşiyle seyreden klinik bir sendromdur. Doğrulayıcı tek test yoktur; Gurd/Wilson ve Schonfeld ölçütleri doğrulanmamış destek araçlarıdır.
Pulmoner emboli, aspirasyon/pnömoni, ARDS, sepsis, kanama/şok, kafa travması ve ilaç etkisi paralel araştırılır ve birlikte bulunabilir. Özgül ilaç tedavisi yoktur; yönetim organ desteğine dayanır.
Kırık stabilizasyonu önleyicidir, ancak definitif cerrahi zamanı sabit bir saate değil resüsitasyon ve seri fizyolojik uygunluğa göre belirlenir. Albümin tercihi, FES-hedefli heparin ve rutin kortikosteroid önerilmez.
Hızlı yönetim
- Uzun kemik veya pelvis kırığı, intramedüller işlem ya da ortopedik cerrahi sonrası genellikle 12-72 saat içinde gelişen hipoksemi, solunum sıkıntısı, konfüzyon ve peteşiyi birlikte değerlendir; tek bulgu yokluğu sendromu dışlamaz.
- Tanı kliniktir ve Gurd/Schonfeld gibi ölçütler doğrulanmamış destek araçlarıdır; serum veya idrar yağ globülü testi tanısal değildir. Pulmoner emboli, aspirasyon/pnömoni, ARDS, sepsis, kanama/şok, kafa travması ve ilaç etkisini paralel değerlendir; bunlar gecikmiş, diffüz veya odaksız olabilir ve YES ile birlikte bulunabilir.
- Başlangıçta sürekli SpO2 ve kardiyak monitörizasyon, arter kan gazı, hemogram-trombosit, elektrolitler, böbrek/karaciğer testleri, koagülasyon, laktat ve seri nörolojik muayene yap; trombosit düşüşü veya DIC eşlik edebilir.
- Akciğer grafisi bilateral infiltrat gösterebilir; BT pulmoner anjiyografi yalnızca pulmoner emboli şüphesi ve hastanın taşınma güvenliği varsa kullanılır. Beyin MR difüzyon görüntülemede starfield paterni görülebilir, fakat normal görüntüleme tanıyı dışlamaz.
- Tedavi destekleyicidir: oksijen, gerekirse yüksek akım veya mekanik ventilasyon, akciğer koruyucu tidal volüm, sıvı/hemodinami yönetimi ve nöbet/ateş kontrolü. Rutin kortikosteroid, heparin veya yağ emülsiyonu tedavisi önerilmez.
- Kırıkların erken ve nazik stabilizasyonu, intramedüller basıncı azaltan cerrahi teknik ve embolik yükü azaltan perioperatif planlama önlemenin temelidir; travma, ortopedi, yoğun bakım ve anestezi ekiplerini erken birleştir.
- İlerleyen hipoksemi, PaO2 düşüşü, bilinç değişikliği, nöbet, hipotansiyon veya çoklu organ disfonksiyonunda yoğun bakım yatışı; klinik düzelme, ventilasyon gereksinimi, nörolojik durum ve tromboemboli açısından günlük yeniden değerlendirme planla.
| İlaç | Erişkin | Pediatri | Yol | Süre |
|---|---|---|---|---|
| Oksijen desteği / solunum yönetimi Entübasyon kararı tek bir GKS eşiğine bağlanmaz; havayolunu koruyamama, refrakter hipoksemi, yetersiz ventilasyon, solunum işi, nöbetler, nörolojik gidiş ve güvenli nakil birlikte değerlendirilir. | Oksijeni hipokseminin şiddeti, ventilasyon, iş yükü ve eşlik eden hastalığa göre titre et; ARDS gelişirse 4-8 mL/kg öngörülen vücut ağırlığı ve plato basıncı <30 cmH2O hedefli koruyucu ventilasyon | SpO2 hedefiyle titre; pediatride ağırlık-bazlı ventilasyon | İnhalasyon / mekanik ventilasyon | Hipoksemi düzelene dek |
| Kırık stabilizasyonu (önleme; fizyolojiye göre zamanlama) Saat tek başına definitif cerrahiye uygunluğu göstermez. Şok, laktat/asidoz, koagülopati, hipotermi, göğüs veya beyin yaralanması ve beklenen cerrahi yük seri değerlendirilir. | Resüsitasyonu tamamlanmış stabil hastada zamanında definitif fiksasyon; borderline/instabil politravmada geçici hasar-kontrol stabilizasyonu ve seri fizyolojik yeniden değerlendirme | Yaşa/kırığa uygun stabilizasyon | Cerrahi / immobilizasyon | Tek girişim |
| Hemodinamik destek + genel destekleyici bakım YES için albüminin kristalloide üstün klinik yararı gösterilmemiştir; albümini serbest yağ asidi bağlama varsayımıyla tercih etme. Sıvı ve kan ürünü seçimini kanama, şok, böbrek/kalp durumu ve genel kritik bakım endikasyonları belirler. | İzotonik kristalloid ile volüm; refrakter hipotansiyonda vazopresör; endike ise eritrosit transfüzyonu; VTE için mekanik profilaksi; yeterli hidrasyon/beslenme | Ağırlık-bazlı sıvı/vazopresör | IV | Stabilizasyona dek |
Alternatif
- Kortikosteroid: yalnız YES profilaksisi veya tedavisi amacıyla rutin kullanma. Eski, küçük ve düşük kaliteli profilaksi çalışmalarında insidans azalması bildirilse de mortalite yararı ve modern standart doz rejimi yoktur; yerleşmiş YES için yarar gösterilmemiştir. ARDS gibi ayrı bir endikasyon kendi kılavuzuna göre değerlendirilir.
- Heparin: deneysel olarak çalışılmış, kanama riski nedeniyle klinik pratikte artık kullanılmaz; morbidite/mortalite yararı gösterilmemiştir.
- Serebral yağ embolisinde nörolojik izlem + destekleyici yoğun bakım; nöbet varsa antiepileptik.
Kırmızı bayraklar
- Uzun kemik/pelvis kırığı veya ortopedik cerrahi sonrası 12-72 saatte açıklanamayan hipoksemi (SpO2/PaO2 düşüşü), takipne, dispne
- Akut nörolojik değişiklik: konfüzyon, ajitasyon, letarji, fokal defisit, nöbet, koma (kafa travması yokken)
- Peteşiyal döküntü: aksilla, boyun, göğüs ön yüzü, konjonktiva, oral mukoza (olguların ~%20-50'sinde, geçici)
- Ateş >38.5°C, taşikardi >110/dk, açıklanamayan hemoglobin düşüşü / trombositopeni
- Retina değişiklikleri (Purtscher benzeri retinopati), açıklanamayan idrar bulguları (yağ globülleri)
- MRG'de yaygın küçük hiperintens lezyonlar ('yıldız gökyüzü / starfield' paterni) — serebral tutulum
Yatış ve izlem
- Yeşil alan
- YES'te ayaktan/yeşil yönetim uygun değildir; şüphe klinik izlem gerektirir. Yüksek-riskli kırıklı ancak asemptomatik hastada seri SpO2/nörolojik izlem ve erken fiksasyon planı.
- Sarı alan
- Erken/hafif prezentasyon (izole hipoksemi veya hafif konfüzyon, henüz solunum yetmezliği yok): yatış + sürekli monitör (SpO2, nörolojik durum), oksijen desteği, ayırıcı tanı için tetkik (BT anjio ile PE dışlama, akciğer grafisi/BT, tam kan/koagülasyon), erken kırık fiksasyonu planla.
- Kırmızı alan
- Ağır/refrakter hipoksemi, havayolunu koruyamama, yetersiz ventilasyon, nöbet veya ilerleyen bilinç bozukluğu, hemodinamik instabilite: yoğun bakım, gerektiğinde entübasyon ve ARDS-koruyucu ventilasyon; fizyolojiye göre hasar-kontrol veya definitif fiksasyon.
Detaylı değerlendirme
Klinik çerçeve
Genel bakış
Yağ embolisi (fat embolism), kemik iliği veya adipoz dokudan kaynaklanan yağ globüllerinin sistemik dolaşıma geçmesidir; yağ embolisi sendromu (YES) ise bu embolizasyonun pulmoner, serebral ve dermatolojik tutulumla klinik bir tablo oluşturmasıdır. En sık uzun kemik (özellikle femur) ve pelvis kırıkları, çoklu kırıklar ve ortopedik cerrahi (intramedüller çivileme, artroplasti) ile ilişkilidir; travma-dışı nedenler (pankreatit, orak hücre hastalığı, yağ enjeksiyonu, kemik iliği nakli) daha nadirdir.
Yağ globüllerinin kan dolaşımına geçmesi aslında ortopedik travmada çok yaygın bir bulgudur ve bu nedenle asemptomatik yağ embolisi ile klinik olarak belirgin yağ embolisi sendromu birbirinden ayrılmalıdır; kırık bölgesinden alınan kan örneklerinde yağ globülü saptanma oranı yaklaşık %95'e ulaşırken, transözofageal ekokardiyografi ile saptanan embolizasyon oranı yaklaşık %41'dir ve bunların yalnızca küçük bir kısmı klinik sendroma ilerler. Patogenez iki kuramla açıklanır: (1) mekanik kuram, artmış intramedüller basıncın yağ hücrelerini venöz sinüzoidlere iterek pulmoner ve sistemik kapillerlerde mekanik tıkanıklık yapması şeklinde işler; (2) biyokimyasal kuram, serbest yağ asitlerinin (özellikle oleik asit) hidrolizle açığa çıkıp pnömosit ve endotel hasarına yol açması ve sistemik inflamatuar yanıtı tetikleyerek akut solunum sıkıntısı sendromuna (ARDS) katkıda bulunması şeklinde tanımlanır; güncel kaynaklar bu iki mekanizmanın birlikte işlediğini kabul eder.
Klinik tablo tipik olarak kırık veya cerrahiden sonra 12-72 saat süren asemptomatik bir latent dönemin ardından başlar ve pulmoner tutulum genellikle ilk ve en sık görülen bulgudur; olguların yaklaşık dörtte üçünde hipoksemi gelişir. Erken kırık fiksasyonu protokollerinin yaygınlaşmasıyla birlikte klinik olarak belirgin yağ embolisi sendromu insidansı günümüzde uzun kemik kırıklarının yaklaşık yüzde birinden onbirine kadar değişen oranlarda bildirilmektedir.
Tanı, Gurd ve Wilson ölçütleri veya Schoenfeld indeksi ile klinik olarak konur; bu ölçütlerin hiçbiri prospektif olarak doğrulanmamıştır ve doğrulayıcı tek bir laboratuvar veya görüntüleme testi yoktur. Destekleyici bakımla genel mortalite yaklaşık yüzde yediden yüzde ona kadar bildirilmektedir ve ölüm ile kalıcı morbiditenin başlıca nedenleri ARDS ve serebral ödemdir; pulmoner, nörolojik ve dermatolojik bulgular çoğu hastada tam düzelir.
Klinik ölçütlerin ötesinde araştırılmış yardımcı bir laboratuvar yöntemi bronkoalveoler lavaj sıvısındaki alveolar makrofajların yağ boyası ile incelenmesidir; oil red O boyası ile bakıldığında kesin yağ embolisi sendromu tanılı hastalarda hücrelerin ortalama yüzde altmış üçünde (yüzde otuz bir ile seksen iki arasında değişen oranlarda) intrasellüler yağ damlacığı saptanırken, yağ embolisi sendromu olmayan travma hastalarında, akut solunum sıkıntısı sendromlu hastalarda ve sağlıklı gönüllülerde bu oran yüzde ikinin altında kalmıştır; farklı çalışmalarda yüzde üç veya yüzde beşin üzerindeki lipid yüklü makrofaj oranı eşik değer olarak önerilmiştir. Ancak bu boyama yöntemi yağ embolisi sendromuna özgü değildir, çünkü pulmoner makrofajlarda yağ globülü başka klinik durumlarda da görülebilir; bu nedenle bronkoalveoler lavaj bulgusu tek başına tanı koydurucu kabul edilmez ve klinik tabloyla birlikte değerlendirilmelidir.
Ayırıcı tanı ve değerlendirme
Düşünülmesi gerekenler
- Trombotik pulmoner emboli ani veya gecikmiş başlayabilir ve YES ile birlikte bulunabilir; klinik olasılık, hemodinami ve taşınma güvenliğine göre BT pulmoner anjiyografi veya uygun yatak başı değerlendirme yapılır.
- Pnömoni ve aspirasyon ateş, pürülan sekresyon veya lokalize infiltrat olmadan da erken dönemde bulunabilir; seri görüntüleme, mikrobiyoloji ve klinik gidişle paralel değerlendirilir.
- Travmatik beyin hasarı ve diğer intrakraniyal patolojiler, görüntülemede yapısal lezyon (kanama, kontüzyon) gösterir; yağ embolisi sendromunda ise beyin BT'si genellikle normaldir ve tanısal ipucu manyetik rezonans görüntülemede görülen yaygın küçük hiperintens lezyonlardır.
- Sepsis odağı başlangıçta gizli olabilir ve hızlı gelişebilir; kültürler, enfeksiyon odağı araştırması, hemodinami ve seri yanıt birlikte değerlendirilir. Enfeksiyon odağının görünmemesi sepsisi dışlamaz.
- Pulmoner kontüzyon, doğrudan göğüs travması öyküsü ve görüntülemede travma bölgesiyle uyumlu lokalize opasite ile kendini gösterir ve genellikle ilk 24 saatte, latent döneme gerek kalmadan ortaya çıkar.
- Hipovolemik veya hemorajik şok YES ile birlikte bulunabilir; sıvı/kan ürününe kısmi yanıt tanıları birbirinden ayırmaz. Gizli kanama, seri hemodinami, laktat, görüntüleme ve transfüzyon gereksinimiyle araştırılır.
- İlaç veya anestezi reaksiyonu ile transfüzyonla ilişkili akut akciğer hasarı (TRALI), zamanlama olarak ilacın veya transfüzyonun uygulanmasıyla dakikalar-saatler içinde ilişkilidir; yağ embolisi sendromunun tipik latent dönemi burada yoktur.
- Dissemine intravasküler koagülasyon, belirgin koagülasyon bozukluğu (uzamış protrombin zamanı, düşük fibrinojen) ve aktif kanama ile öne çıkar; yağ embolisi sendromunda trombositopeni görülebilir ama ağır koagülopati tipik değildir.
- Amniyotik sıvı embolisi, obstetrik bağlamda doğum eylemi sırasında veya hemen sonrasında ani kardiyovasküler kollaps ve koagülopati ile ortaya çıkar; yağ embolisi sendromunun kademeli, latent dönemli seyrinden farklıdır.
- Hava embolisi, santral venöz kateter takılması, cerrahi veya dalış gibi net bir tetikleyici olayla zamansal olarak yakından ilişkilidir ve genellikle dakikalar içinde ani semptom başlangıcı yapar.
Klinik karar mantığı
Neden önemli?
Yağ embolisi sendromunun tanısı klinik ve dışlayıcıdır; StatPearls derlemesine göre doğrulayıcı tek bir laboratuvar veya görüntüleme testi yoktur ve mevcut yatak-başı ölçütlerden hiçbiri prospektif olarak klinik doğrulamadan geçmemiştir. En yaygın kullanılan araç Gurd ve Wilson ölçütleridir ve tanı için iki majör ölçüt veya bir majör artı dört minör ölçüt gerekir.
Majör ölçütler peteşiyal döküntü, solunum yetmezliği ve kafa travması olmayan hastada serebral tutulumdur (bilinç değişikliği). Minör ölçütler taşikardi (>110/dk), ateş (>38.5°C), retina tutulumu, sarılık, renal bulgular, anemi, trombositopeni, yüksek eritrosit sedimentasyon hızı ve yağ makroglobülinemisidir.
Alternatif olarak Schoenfeld indeksinde toplam puan beşi aştığında tanı desteklenir; bu sistemde peteşi beş puan, akciğer grafisinde yaygın infiltrat dört puan, hipoksemi üç puan, ateş-taşikardi-konfüzyon ise birer puan olarak sayılır. Beyin manyetik rezonans görüntülemesinde görülen yaygın küçük hiperintens lezyonlar, literatürde "yıldız gökyüzü" (starfield) paterni olarak tanımlanır ve serebral yağ embolisini destekler.
Yönetimin dayanağı üç ilkeye oturur. Birincisi, yeterli oksijenasyon ve gerektiğinde mekanik ventilasyondur; StatPearls entübasyon eşiğini Glasgow Koma Skalası sekizin altı veya dirençli solunum sıkıntısı olarak tanımlar.
İkincisi, hemodinamik destek ve genel destekleyici bakımdır; StatPearls albüminin serbest yağ asitlerini bağlayabileceğini belirtir ancak bunu rutin bir öneri olarak sunmaz. Üçüncüsü ve en önemlisi önlemedir: uzun kemik kırığının erken, ideal olarak yirmi dört saat içinde definitif fiksasyonu ve intramedüller basıncı sınırlayan dikkatli cerrahi teknik, sendrom ile ARDS ve pnömoni insidansını azaltır.
Kortikosteroid profilaksisi konusunda kılavuzlar arasında gerçek bir çelişki vardır: yedi randomize kontrollü çalışmayı birleştiren bir meta-analiz, yüksek riskli uzun kemik kırıklı hastalarda profilaktik kortikosteroidin yağ embolisi sendromu riskinde yaklaşık yüzde yetmiş yedi oranında azalma sağladığını göstermiştir, ancak aynı meta-analiz mortalite, enfeksiyon veya avasküler nekroz oranlarında tedavi ve kontrol grupları arasında fark bulmamıştır. Bu nedenle kortikosteroid profilaksisi standart bir doz rejimine sahip değildir ve rutin uygulama olarak önerilmez; sendrom kurulduktan sonra kortikosteroid başlamayı destekleyen kanıt da yoktur.
Heparin, geçmişte deneysel olarak denenmiş ancak kanama riskinin faydayı aşması nedeniyle klinik pratikten TERK EDİLMİŞ eski bir yaklaşımdır ve StatPearls bunu artık önerilmeyen bir tedavi olarak listeler.
Komplikasyonlar ve güvenlik
Kritik komplikasyonlar
- Akut solunum sıkıntısı sendromu (ARDS), en sık ölüm ve morbidite nedenidir; ilerleyici hipoksemi ve akciğer grafisinde/BT'de yaygın iki taraflı infiltrasyon ile tanınır ve düşük tidal hacimli koruyucu mekanik ventilasyon stratejisi ile yönetilir.
- Serebral ödem ve buna bağlı kafa içi basınç artışı, ARDS ile birlikte yağ embolisi sendromunda başlıca mortalite nedenlerinden biridir; bilinç düzeyinde ani kötüleşme veya pupil değişikliğiyle tanınır ve yoğun bakımda nörolojik izlem, gerekirse kafa içi basınç yönetimi ile ele alınır.
- Kalıcı nörolojik hasar, serebral yağ embolisi geçiren hastaların bir kısmında iyileşme sonrasında da fokal defisit veya bilişsel bozukluk olarak sürebilir; taburculuk öncesi nörolojik muayene ile tanınır ve rehabilitasyon yönlendirmesi ile yönetilir.
- Sekonder pnömoni ve diğer nozokomiyal enfeksiyonlar, uzamış mekanik ventilasyon ve yoğun bakım yatışına bağlı gelişir; ateş, pürülan sekresyon ve yeni infiltrasyonla tanınır ve kültüre yönelik antibiyoterapi ile yönetilir.
- Venöz tromboembolizm, uzun süreli immobilizasyon ve travma nedeniyle risk artışıyla gelişir; ani dispne veya bacak şişliğiyle tanınır ve mekanik profilaksinin yanı sıra klinik duruma göre farmakolojik profilaksinin yeniden değerlendirilmesiyle yönetilir.
- Kortikosteroid profilaksisine bağlı iyatrojenik komplikasyonlar (hiperglisemi, enfeksiyon riskinde artış, yara iyileşmesinde gecikme) profilaktik steroid uygulanan hastalarda izlenmelidir; bu nedenle rutin kullanım önerilmemektedir ve kullanılacaksa fayda-zarar dengesi hasta bazında tartılmalıdır.
- Mekanik ventilasyona bağlı barotravma ve ventilatör ilişkili pnömoni, ağır solunum yetmezliği nedeniyle uzun süreli invaziv ventilasyon gereken hastalarda gelişir; ani hipoksemi kötüleşmesi veya pnömotoraks bulgusuyla tanınır ve göğüs tüpü drenajı ile ventilatör ayarlarının gözden geçirilmesiyle yönetilir.
Özel hasta grupları
Farklı değerlendirilmesi gerekenler
- Orak hücre hastalığında kemik iliği nekrozu, ağır akut göğüs sendromu ve YES kuşkusunda acil hematoloji ile transfüzyon tıbbı değerlendirmesi gerekir. Eritrosit değişim transfüzyonu ağır akut göğüs sendromunda koşullu ve çok düşük kesinlikli öneriye dayanır; FES-özel kanıt olgu serileri düzeyindedir.
- Parvovirüs B19 kemik iliği nekrozu/YES ile ilişkilendirilmiştir ancak evrensel doğrulama testi değildir; test kararı klinik ve hematolojik bağlama göre hematolojiyle verilir.
- Pediatrik hastalarda yağ embolisi sendromu literatürü sınırlıdır ve tanı genellikle erişkinlerdeki gibi Gurd ve Wilson ölçütleri temel alınarak konur; ancak orak hücre hastalığı olan çocuklarda tabloyu tetikleyen vazo-oklüziv kriz erişkinlere göre daha genç yaşta ortaya çıkabileceğinden klinik şüphe eşiği düşük tutulmalıdır.
- Gebelikte orak hücre hastalığı zemininde gelişen yağ embolisi sendromu, maternal ve fetal mortaliteyi belirgin biçimde artıran bir risk faktörüdür; bu nedenle gebe orak hücre hastalarında ani solunum sıkıntısı veya nörolojik değişiklik geliştiğinde tanı gecikmeden düşünülmeli ve yönetim perinatoloji ile birlikte planlanmalıdır.
- Geriatrik hastalarda kalça kırığı sonrası yağ embolisi sendromu gelişebilir ve bu yaş grubunda altta yatan kardiyopulmoner rezerv azlığı nedeniyle hipoksemiye tolerans daha düşüktür; bu nedenle erken kırık fiksasyonunun zamanlaması cerrahi risk ile sendrom riski arasında bireyselleştirilerek planlanmalıdır.
- Politravma hastasında eşlik eden ağır göğüs travması varsa erken definitif kırık fiksasyonunun zamanlaması tartışmalıdır; bu grupta hasar-kontrol ortopedisi yaklaşımıyla geçici stabilizasyon tercih edilebilir ve definitif cerrahi hasta fizyolojik olarak toparlandıktan sonraya ertelenebilir.
İzlem ve yeniden değerlendirme
İzlem planı
Yoğun bakım veya servis izleminde seri kan gazı ve periferik oksijen satürasyonu takip edilmeli, PaO2/FiO2 oranındaki değişim kaydedilmeli ve sürekli nörolojik değerlendirme (Glasgow Koma Skalası, fokal bulgu, nöbet) yapılmalıdır. Tam kan sayımı ile hemoglobin ve trombosit düzeyi, koagülasyon paneli ve akciğer grafisi veya bilgisayarlı tomografi ile pulmoner seyir düzenli aralıklarla izlenmelidir.
Ayırıcı tanı netleşmediyse gerektiğinde bilgisayarlı tomografi pulmoner anjiyografi ile pulmoner emboli dışlanmalı, serebral tutulum şüphesinde beyin manyetik rezonans görüntülemesi çekilmelidir. Ortopedi ekibiyle birlikte kırık fiksasyon planı ve erken mobilizasyon programı oluşturulmalı, venöz tromboembolizm için mekanik profilaksi sürdürülmeli ve klinik duruma göre farmakolojik profilaksinin yeniden başlatılma zamanı değerlendirilmelidir.
Taburculuk için solunum sıkıntısının çözülmüş olması, oda havasında yeterli oksijenasyonun sağlanmış olması ve nörolojik durumun bazale dönmüş olması beklenir; hastaya ve yakınlarına ani nefes darlığı, bilinç değişikliği veya yeni döküntü gelişirse acil başvuru uyarısı verilmelidir. Kalıcı nörolojik defisit veya hipoksik beyin hasarı ile taburcu olan hastalar için taburculuk öncesi nöroloji değerlendirmesi ve rehabilitasyon yönlendirmesi planlanmalıdır; ciddi olgularda uzun dönemde bilişsel işlevlerin ve solunum kapasitesinin ayaktan takiple değerlendirilmesi önerilir.