Değişken Hematoloji / Kardiyoloji

Antitrombotik İlaçlar — Ajan Seçimi, İzlem ve Perioperatif Yönetim

Antitrombotik tedavide asıl güçlük ilacı başlamak değil, DOĞRU AJANI SEÇMEK, DOĞRU DOZDA sürdürmek ve girişimler çevresinde GÜVENLE YÖNETMEKTİR. Ajan seçimi ENDİKASYONA göre değişir ve bir endikasyon için doğru olan başka bir endikasyonda yanlış olabilir:

DOĞRUDAN ORAL ANTİKOAGÜLANLAR (DOAK) atriyal fibrilasyon ile venöz tromboembolizmde tercih edilirken, MEKANİK KALP KAPAĞINDA KONTRENDİKEDİR ve VARFARİN kullanılır; ANTİFOSFOLİPİD SENDROMUNUN yüksek riskli biçimlerinde de DOAK önerilmez. GEBELİKTE ve emzirmede DOAK kullanılmaz, HEPARİNLER tercih edilir.

DOAK'lar "izlem gerektirmez" diye bilinir ancak bu YANILTICIDIR: BÖBREK İŞLEVİ, kilo, yaş, eşlik eden ilaçlar ve KANAMA bulguları düzenli izlenmelidir; doz azaltma ölçütleri ajana özgüdür ve UYGUNSUZ DOZ AZALTMA tromboza, uygunsuz yüksek doz kanamaya yol açar.

ANTİAGREGAN ile ANTİKOAGÜLANIN birlikte kullanımı kanama riskini belirgin biçimde artırır ve endikasyonu her vizitte SORGULANMALIDIR. PERİOPERATİF yönetimde temel soru şudur: girişimin KANAMA RİSKİ ile hastanın TROMBOZ RİSKİ; kesme ve yeniden başlama zamanlaması bu ikisine göre belirlenir.

UYUM en sık atlanan sorundur; DOAK'ın yarı ömrü kısadır ve bir-iki dozun atlanması KORUMAYI KALDIRIR.

Hızlı yönetim

  • Önce endikasyonu ve tromboz riskini tanımla: nonvalvüler AF, VTE, mekanik kapak, orta-ağır mitral stenoz, APS, kanser ilişkili tromboz ve gebelik aynı ajanı gerektirmez.
  • Nonvalvüler AF ve çoğu VTEde DOAK seçenekleri; mekanik kalp kapağı ve orta-ağır mitral stenozda varfarin; yüksek riskli/üçlü pozitif APSde varfarin; gebelikte LMWH/UFH, emzirmede LMWH veya varfarin tercih edilir. DOAK gebelikte ve emzirmede kullanılmaz.
  • DOAK dozunu eGFR yerine ilaca özgü Cockcroft-Gault kreatinin klerensi, yaş, kilo, böbrek fonksiyonu, karaciğer hastalığı ve güçlü CYP3A4/P-gp etkileşimleriyle belirle; sırf kanama korkusuyla ölçüt dışı doz azaltma tromboz riskini artırır.
  • Her kontrolde uyum, atlanan doz, kanama, tromboz, reçetesiz NSAİİ/antiagregan, yeni antibiyotik/antifungal/antiepileptik, alkol, kilo ve böbrek fonksiyonunu değerlendir. Hemogram ve renal fonksiyonu en az yıllık, risk yüksekse daha sık izle.
  • Varfarinde endikasyona özgü INR hedefi, ilaç/bitkisel ürün etkileşimleri, beslenme ve alkol değişikliklerini takip et; mekanik kapak veya yüksek riskli trombozda tedavi kesintisini uzmanla planla.
  • Perioperatif kararda işlem kanama riski, renal fonksiyon ve tromboz riski birlikte değerlendirilir; çoğu DOAK kesintisinde heparin köprülemesi gerekmez, yüksek riskli VKA hastasında köprüleme kararı bireyselleştirilir.
  • Antikoagülan + antiagregan kombinasyonunun endikasyonunu ve hedef süresini her vizitte sorgula; koroner stent, AF, VTE, kanser ve APS bağlamında kardiyoloji/hematoloji ile en kısa güvenli rejimi belirle.
İlaçErişkinPediatriYolSüre
Endikasyona göre ajan seçimi Antitrombotik tedavide en sık yapılan kavramsal hata, ajanların birbirinin yerine geçebileceğini varsaymaktır. Doğrudan oral antikoagülanlar atriyal fibrilasyon ve venöz tromboembolizmde varfarine göre belirgin kolaylıklar sağlar: sabit doz, rutin izlem gereksiniminin azlığı ve daha az gıda etkileşimi. Bu kolaylıklar, ilacın her endikasyonda uygun olduğu izlenimini yaratır; oysa mekanik kalp kapağı taşıyan hastalarda bu ilaçlar kontrendikedir ve kullanıldıklarında kapak trombozu ile tromboembolik olay riski artar. Aynı biçimde yüksek riskli antifosfolipid sendromunda, özellikle üçlü antikor pozitifliği bulunan hastalarda, doğrudan oral antikoagülanlarla tromboz yinelemesi daha sık bildirilmiştir ve varfarin tercih edilir. Gebelikte bu ilaçların güvenlik verileri bulunmadığından heparinler kullanılır (ilgili protokol). Kanser ilişkili trombozda ise seçim tümör yerleşimine göre farklılaşır; gastrointestinal ve ürogenital tümörlerde kanama riski daha belirgindir. Bu nedenle "hangi antikoagülan" sorusu, "hangi hastalık için" sorusundan ayrılamaz. Seçim endikasyona göre yapılır: atriyal fibrilasyon ve venöz tromboembolizmde genellikle DOAK; MEKANİK KALP KAPAĞI ve orta-ağır mitral darlıkta VARFARİN; gebelik ile emzirmede HEPARİNLER; yüksek riskli antifosfolipid sendromunda VARFARİN. AJAN VE DOZ SEÇİMİ ilgili endikasyon kılavuzundan ve kurumsal protokolden doğrulanmalıdır Çocuklarda düşük molekül ağırlıklı heparin sıklıkla tercih edilir; DOAK kullanımı için pediatrik veriler artmaktadır ve karar uzman değerlendirmesine tabidir (ilgili protokol) Oral / SC Endikasyona göre
Doğrudan oral antikoagülanların izlemi Doğrudan oral antikoagülanların "izlem gerektirmediği" bilgisi yaygındır ancak yanıltıcıdır; doğru olan, rutin pıhtılaşma testiyle doz ayarı yapılmamasıdır. Bu ilaçlar başka açılardan yakın izlem gerektirir. Böbrek işlevi en önemlisidir çünkü ajanların böbrekten atılım oranları farklıdır ve böbrek işlevi bozulduğunda ilaç birikir, kanama riski artar; yaşlı hastalarda böbrek işlevi sinsi biçimde bozulabileceğinden düzenli değerlendirme gerekir. Kilo ve yaş, bazı ajanlarda doz azaltma ölçütlerinin parçasıdır. İlaç etkileşimleri de gözden geçirilmelidir; bazı antifungaller, antiepileptikler ve antiretroviral ilaçlar bu ajanların düzeylerini belirgin biçimde değiştirir. Bir başka önemli nokta, doz azaltmanın keyfi yapılmamasıdır: kanama korkusuyla ölçüt dışı doz azaltma, tromboz riskini artırır ve bu, pratikte sık yapılan bir hatadır. Son olarak, rutin izlem yapılmaması testlerin etkilenmediği anlamına gelmez; bu ilaçlar protrombin zamanı, aktive parsiyel tromboplastin zamanı ve trombofili testlerini etkiler ve yorumlarken bu göz önünde bulundurulmalıdır. BÖBREK İŞLEVİ en az yılda bir, böbrek işlev bozukluğu olanlarda daha sık değerlendirilir; kilo, yaş, eşlik eden ilaçlar ve kanama bulguları her vizitte gözden geçirilir. DOZ AZALTMA ÖLÇÜTLERİ AJANA ÖZGÜDÜR ve ilgili ürün bilgisinden doğrulanmalıdır; rutin pıhtılaşma testi ile izlem gerekmez ancak testler ilaç etkisinden ETKİLENİR Çocuklarda izlem büyüme ve kilo değişikliklerine göre uyarlanır Oral Tedavi süresince
Varfarin izlemi ve etkileşimler Varfarin, doğrudan oral antikoagülanların yaygınlaşmasına karşın belirli endikasyonlarda vazgeçilmez olmayı sürdürmektedir; mekanik kalp kapağı ve yüksek riskli antifosfolipid sendromu başlıca örneklerdir. Bu ilacın yönetimindeki temel güçlük, çok sayıda etkileşime açık olmasıdır. Antibiyotikler bağırsak florasını değiştirerek ve karaciğer metabolizmasını etkileyerek INR'yi yükseltebilir; bu nedenle varfarin kullanan bir hastaya antibiyotik başlandığında INR daha sık izlenmelidir. Amiodaron, azol grubu antifungaller ve bazı antidepresanlar da belirgin etkileşim gösterir. Allopürinol varfarinin antikoagülan etkisini artırabilir; birlikte tedaviye eklendiğinde INR daha sık ölçülür ve varfarin dozu sonuca göre ayarlanır. Steroid dışı antiinflamatuvarlar INR'yi doğrudan yükseltmese bile trombosit işlevini bozarak ve mide mukozasını etkileyerek kanama riskini artırır. Beslenme değişiklikleri, özellikle K vitamininden zengin gıdaların alımındaki dalgalanmalar, INR kararlılığını bozar; hastalara bu gıdaları tümüyle kesmeleri değil, tutarlı miktarda tüketmeleri anlatılmalıdır. Alkol kullanımındaki değişiklikler de INR'yi etkiler. Bu nedenlerle her vizitte ilaç ve yaşam değişikliklerinin sorgulanması, INR ölçümü kadar önemlidir. INR hedefi ENDİKASYONA göre belirlenir ve düzenli izlenir; her vizitte İLAÇ DEĞİŞİKLİKLERİ (özellikle antibiyotikler, antifungaller, amiodaron, steroid dışı antiinflamatuvarlar), bitkisel ürünler, beslenme değişiklikleri ve alkol kullanımı sorgulanır. HEDEF ARALIKLAR VE DOZ AYARI kurumsal protokolden doğrulanmalıdır Çocuklarda varfarin izlemi güçtür; beslenme değişkenliği ve büyüme nedeniyle doz sık ayarlanır Oral Endikasyona göre
Antiagregan ve antikoagülan birlikteliği Antiagregan ve antikoagülanın birlikte kullanımı, iki farklı hemostatik mekanizmayı aynı anda baskıladığından kanama riskini toplamsal olmanın ötesinde artırır. Bu kombinasyon çoğu kez gerekçeli olarak başlanır; örneğin atriyal fibrilasyonu olan bir hastaya koroner girişim yapıldığında hem antikoagülan hem antiagregan gerekir. Sorun, kombinasyonun başlanmasında değil sürdürülmesindedir: başlangıçta belirlenen süre dolduğunda ilaçlardan biri kesilmelidir ancak bu adım sıklıkla atlanır ve hasta yıllarca gereksiz yere ikili ya da üçlü tedavi altında kalır. Bu nedenle kombinasyon tedavisi alan her hastada, her vizitte "bu ilaçların hepsi hâlâ gerekli mi" sorusu sorulmalı ve kesme tarihi baştan planlanıp kayda geçirilmelidir. Aynı biçimde, uzun süredir aspirin kullanan bir hastaya atriyal fibrilasyon nedeniyle antikoagülan başlandığında, aspirinin sürdürülmesinin ek bir gerekçesi olup olmadığı sorgulanmalıdır; çoğu hastada antikoagülan tek başına yeterlidir. Gastrointestinal koruma, yüksek riskli hastalarda değerlendirilmelidir. Antiagregan ile antikoagülanın birlikte kullanımı KANAMA RİSKİNİ BELİRGİN ARTIRIR; endikasyon her vizitte sorgulanmalı ve süre mümkün olduğunca SINIRLANDIRILMALIDIR. Koroner girişim sonrası kombinasyon süreleri kardiyoloji ile birlikte belirlenir; gastrointestinal koruma değerlendirilmelidir Çocuklarda kombinasyon nadiren gerekir ve uzman kararına tabidir Oral Mümkün olan en kısa süre
Perioperatif yönetim Perioperatif antitrombotik yönetim, iki riskin karşılaştırılmasına dayanan bir karardır ve tek bir kurala indirgenemez. Girişimin kanama riski ilk değerlendirmedir; pek çok küçük girişim düşük kanama riski taşır ve bu durumlarda ilacı kesmek, sağladığı yarardan çok tromboz riski doğurur. Diş çekimleri, katarakt cerrahisi ve yüzeyel deri girişimleri bu gruptadır ve gereksiz kesme kararları bu alanda sıktır. İkinci değerlendirme hastanın tromboz riskidir; mekanik kalp kapağı, yakın zamanda geçirilmiş tromboz ve yüksek riskli atriyal fibrilasyon bu riski artırır. Kesme gerektiğinde zamanlama, ajanın yarı ömrüne ve böbrek işlevine göre belirlenir; doğrudan oral antikoagülanların yarı ömrü kısa olduğundan kesme süreleri varfarinden belirgin biçimde kısadır ve gereğinden uzun kesme, gereksiz koruma boşluğu yaratır. Köprüleme tedavisi ise geçmişte yaygın uygulanırken günümüzde yalnızca seçilmiş yüksek riskli hastalarla sınırlandırılmıştır; gereksiz köprüleme kanama riskini artırır ve tromboz riskini azalttığı gösterilememiştir. Yeniden başlama zamanlaması da hemostazın sağlanmasına göre planlanmalıdır. Karar iki değerlendirmeye dayanır: GİRİŞİMİN KANAMA RİSKİ ve HASTANIN TROMBOZ RİSKİ. Düşük kanama riskli girişimlerde (bazı diş işlemleri, katarakt cerrahisi, yüzeyel deri girişimleri) ilaç kesilmeyebilir. Kesme gerektiğinde zamanlama ajanın yarı ömrüne ve BÖBREK İŞLEVİNE göre belirlenir; KÖPRÜLEME (bridging) yalnızca SEÇİLMİŞ yüksek tromboz riskli hastalarda gerekir. ZAMANLAMA VE KÖPRÜLEME ÖLÇÜTLERİ kurumsal protokolden doğrulanmalıdır Çocuklarda perioperatif yönetim uzman değerlendirmesiyle planlanır — Girişim çevresinde
Uyum ve hasta eğitimi Antitrombotik tedavide uyum, etkinliği belirleyen ancak en az sorgulanan etkendir. Doğrudan oral antikoagülanların yarı ömrü kısadır; bu, ilacın kesilmesi gerektiğinde avantaj sağlarken düzensiz kullanımda ciddi bir dezavantaja dönüşür. Bir ya da iki dozun atlanması, varfarinde tolere edilebilirken bu ilaçlarda antikoagülan korumayı büyük ölçüde ortadan kaldırır ve hasta korumasız kalır. Bu nedenle uyum, "ilaçlarınızı kullanıyor musunuz" gibi kapalı bir soruyla değil, atlanan doz sayısı somut olarak sorularak değerlendirilmelidir. Uyumsuzluğun nedenleri de araştırılmalıdır: maddi güçlük, ilaç temininde yaşanan sorunlar, yan etkiler, günde iki kez kullanım güçlüğü ve tedavinin gerekliliğinin anlaşılmamış olması başlıca nedenlerdir; bunların çoğu çözülebilir. Hastaya yazılı bilgi ve antikoagülan kartı verilmesi, hem acil durumlarda hem planlı girişimler öncesinde bilgi akışını sağlar. Hastalar, herhangi bir girişim ya da diş işlemi öncesinde ilaçlarını bildirmeleri gerektiği konusunda açıkça uyarılmalıdır. Her vizitte uyum SORGULANIR: atlanan dozlar, ilaç temininde güçlük, yan etkiler ve kanama bulguları. Hastaya YAZILI bilgi ve ANTİKOAGÜLAN KARTI verilir; kanama belirtileri, girişim öncesi bildirim ve etkileşim yapabilecek ilaçlar anlatılır Ailelere yazılı bilgi verilir; okul ve spor etkinlikleri için önlemler planlanır — Tedavi süresince

Alternatif

  • Düşük molekül ağırlıklı heparin, gebelikte, kanser ilişkili trombozda ve oral alım güçlüğü olan hastalarda tercih edilebilir; böbrek işlevine göre doz ayarı gerekir (ilgili protokoller).
  • Kanser ilişkili trombozda ajan seçimi tümör yerleşimine, kanama riskine ve ilaç etkileşimlerine göre yapılır; güncel kılavuz kullanılmalıdır (ilgili protokol).
  • Heparine bağlı trombositopeni öyküsü olan hastalarda heparin dışı antikoagülanlar kullanılır (ilgili protokol).
  • Antikoagülasyona bağlı yineleyen kanama ya da mutlak kontrendikasyon durumunda seçilmiş hastalarda mekanik seçenekler (örneğin vena kava filtresi) değerlendirilir; endikasyonları dardır ve uzman kararı gerektirir.
  • Antifosfolipid sendromunda tedavi kararı antikor profiline ve olay türüne göre verilir; yüksek riskli hastalarda varfarin tercih edilir (ilgili protokol).
  • Yaşlı ve düşme riski yüksek hastalarda antikoagülasyondan kaçınmak yerine düşme önleme önlemleri alınmalıdır; düşme riski tek başına antikoagülasyonu engellemez.

Kırmızı bayraklar

  • MEKANİK KALP KAPAĞI olan hastada DOAK kullanılması → KONTRENDİKEDİR; kapak trombozu ve tromboembolik olay riski artar, VARFARİN kullanılmalıdır (ilgili protokol).
  • GEBELİKTE ya da emzirmede DOAK kullanılması → ÖNERİLMEZ; heparinler tercih edilir ve VARFARİN gebelikte teratojeniktir (ilgili protokol).
  • Yüksek riskli ANTİFOSFOLİPİD SENDROMUNDA (özellikle üçlü pozitiflik) DOAK kullanılması → tromboz yinelemesi daha sık bildirilmiştir; varfarin tercih edilir (ilgili protokol).
  • DOAK'ın "izlem gerektirmediği" varsayımıyla BÖBREK İŞLEVİNİN izlenmemesi → ilaç birikir ve kanama riski artar; yaşlıda böbrek işlevi sinsi bozulur.
  • Kanama korkusuyla ÖLÇÜT DIŞI DOZ AZALTMA → TROMBOZ riski artar; doz azaltma ölçütleri ajana özgüdür ve keyfi uygulanmamalıdır.
  • ANTİAGREGAN + ANTİKOAGÜLAN kombinasyonunun süresiz sürdürülmesi → kanama riski belirgin artar; kesme tarihi baştan planlanmalı ve her vizitte sorgulanmalıdır.
  • Düşük kanama riskli girişimler için antikoagülanın gereksiz kesilmesi → koruma boşluğu ve tromboz riski; bazı diş işlemleri ve katarakt cerrahisinde kesme gerekmeyebilir.
  • Gereksiz KÖPRÜLEME (bridging) → kanama riskini artırır ve tromboz riskini azalttığı gösterilememiştir; yalnızca seçilmiş yüksek riskli hastalarda uygulanır.
  • DOAK kullanan hastada atlanan dozların sorgulanmaması → yarı ömür KISA olduğundan bir-iki doz atlama KORUMAYI KALDIRIR.
  • Varfarin kullanan hastaya antibiyotik başlanırken INR izleminin sıklaştırılmaması → INR yükselir ve kanama gelişebilir.
  • Trombofili testlerinin antikoagülan altındayken istenmesi → sonuçlar ETKİLENİR ve yanlış yorumlanır (ilgili protokol).

Yatış ve izlem

Yeşil alan
Antitrombotik tedavisi kararlı, kanama bulgusu olmayan ve uyumlu hasta: ayaktan izlem, böbrek işlevi ile ilaç listesinin düzenli gözden geçirilmesi, uyumun sorgulanması, yazılı bilgi ve antikoagülan kartının güncel tutulması.
Sarı alan
Minör kanama, uyum sorunu, böbrek işlevinde bozulma, yeni ilaç etkileşimi, planlı girişim öncesi yönetim ya da endikasyonun yeniden değerlendirilmesi gereken durumlar: yakın izlem, doz ile ajan seçiminin gözden geçirilmesi, ilgili uzmanlık dalıyla ortak karar.
Kırmızı alan
Majör kanama, kritik bölge kanaması (intrakraniyal, gastrointestinal, retroperitoneal), acil cerrahi gereksinimi ya da antikoagülasyona karşın tromboz: acil değerlendirme, geri çevirme kararı ve ilgili protokolün uygulanması (antikoagülan ilişkili majör kanama protokolü).

Kritik klinik noktalar

ÖNCE OKU — DOAK her endikasyonda uygun DEĞİLDİR

DOAK KONTRENDİKE / ÖNERİLMEZ: MEKANİK KALP KAPAĞI (varfarin), orta-ağır MİTRAL DARLIK, GEBELİK ve EMZİRME (heparin), yüksek riskli ANTİFOSFOLİPİD SENDROMU (özellikle üçlü pozitiflik → varfarin), ağır BÖBREK YETMEZLİĞİ (ajana göre) | KANSER ilişkili trombozda seçim TÜMÖR YERLEŞİMİNE göre yapılır (gastrointestinal ve ürogenital tümörlerde kanama riski daha yüksek)

Doğrudan oral antikoagülanların sağladığı kolaylıklar (sabit doz, rutin izlem gereksiniminin azlığı, daha az gıda etkileşimi), bu ilaçların her durumda varfarinin yerini alabileceği izlenimini yaratmıştır. Bu izlenim tehlikelidir çünkü belirli endikasyonlarda bu ilaçlar yalnızca daha az etkili değil, doğrudan zararlıdır. Mekanik kalp kapağı bunun en net örneğidir; bu hastalarda doğrudan oral antikoagülan kullanımı kapak trombozu ve tromboembolik olay riskini artırdığından kontrendikedir ve varfarin kullanılmalıdır. Yüksek riskli antifosfolipid sendromunda, özellikle üç antikorun birlikte pozitif olduğu hastalarda, tromboz yinelemesinin daha sık olduğu bildirilmiştir. Gebelikte bu ilaçların güvenlik verileri bulunmadığından heparinler tercih edilir; varfarin ise gebelikte teratojeniktir, dolayısıyla bu dönemde her iki oral seçenek de dışlanır. Kanser ilişkili trombozda ise mutlak bir kontrendikasyon yoktur ancak tümör yerleşimi kanama riskini değiştirir. Bu nedenle "hangi antikoagülan" sorusu her zaman "hangi endikasyon için" sorusuyla birlikte sorulmalıdır.

ÖNCE OKU — DOAK "izlemsiz" değildir

Doğru olan: RUTİN PIHTILAŞMA TESTİYLE DOZ AYARI yapılmaz | ANCAK izlenmesi gerekenler: BÖBREK İŞLEVİ (en az yılda bir, bozuklukta daha sık — yaşlıda sinsi bozulur), KİLO, YAŞ, İLAÇ ETKİLEŞİMLERİ (bazı antifungaller, antiepileptikler, antiretroviraller), KANAMA bulguları, UYUM | DOZ AZALTMA ÖLÇÜTLERİ AJANA ÖZGÜDÜR — ölçüt dışı azaltma TROMBOZA yol açar

Bu yanlış anlaşılma, doğrudan oral antikoagülanların en sık kaynaklandığı güvenlik sorunudur. "İzlem gerektirmez" ifadesi, rutin INR benzeri bir testle doz ayarı yapılmadığı anlamına gelir; hastanın hiç izlenmeyeceği anlamına gelmez. Böbrek işlevi bu izlemin merkezindedir çünkü bu ajanların böbrekten atılım oranları farklıdır ve işlev bozulduğunda ilaç birikerek kanama riskini artırır. Yaşlı hastalarda böbrek işlevi sinsi biçimde bozulabilir ve kreatinin normal görünse bile tahmini filtrasyon hızı düşmüş olabilir; bu nedenle düzenli değerlendirme gerekir. Kilo ve yaş, bazı ajanlarda doz azaltma ölçütlerinin parçasıdır ve zamanla değişebilir. İlaç etkileşimleri de gözden geçirilmelidir. Pratikte en sık yapılan hatalardan biri, kanama korkusuyla ölçüt dışı doz azaltmadır; bu, iyi niyetle yapılan ancak hastayı tromboza açık bırakan bir müdahaledir. Doz azaltma ölçütleri her ajan için ayrı tanımlanmıştır ve keyfi uygulanmamalıdır. Ayrıca bu ilaçlar pıhtılaşma testlerini ve trombofili panellerini etkiler; sonuçlar buna göre yorumlanmalıdır.

ÖNCE OKU — perioperatif: iki riski karşılaştır

SORU 1: GİRİŞİMİN KANAMA RİSKİ nedir? Düşük riskli girişimlerde (bazı DİŞ işlemleri, KATARAKT cerrahisi, yüzeyel deri girişimleri) ilaç KESİLMEYEBİLİR | SORU 2: HASTANIN TROMBOZ RİSKİ nedir? (mekanik kapak, yakın tromboz, yüksek riskli AF) | KESME ZAMANLAMASI ajanın YARI ÖMRÜNE ve BÖBREK İŞLEVİNE göre; DOAK kesme süreleri varfarinden KISADIR | KÖPRÜLEME yalnızca SEÇİLMİŞ yüksek riskli hastalarda — gereksiz köprüleme KANAMAYI ARTIRIR

Perioperatif antitrombotik yönetimde iki karşıt hata yapılır ve ikisi de sıktır. Birincisi gereksiz kesmedir: pek çok küçük girişim düşük kanama riski taşır ve bu durumlarda antikoagülanı kesmek, sağladığı yarardan çok koruma boşluğu yaratır. Diş çekimleri, katarakt cerrahisi ve yüzeyel deri girişimleri bu gruptadır; buna karşılık uygulamada bu girişimler için rutin kesme kararları verilmektedir. İkincisi ise gereksiz köprülemedir. Geçmişte, antikoagülan kesilen hastalara heparinle köprüleme yapmak yaygın bir uygulamaydı; bu yaklaşımın kanama riskini artırdığı ve tromboz riskini azalttığının gösterilemediği anlaşılmıştır. Günümüzde köprüleme yalnızca mekanik kalp kapağı ve yakın zamanda geçirilmiş tromboz gibi seçilmiş yüksek riskli durumlarla sınırlandırılmıştır. Kesme zamanlamasında da ajan farkı önemlidir; doğrudan oral antikoagülanların yarı ömrü kısa olduğundan varfarine kıyasla çok daha kısa süre önce kesilmeleri yeterlidir ve gereğinden erken kesmek gereksiz risk yaratır. Böbrek işlevi bu hesaba dahil edilmelidir.

ÖNCE OKU — kombinasyon tedavisinde kesme tarihini baştan planla

ANTİAGREGAN + ANTİKOAGÜLAN kanama riskini BELİRGİN artırır | Kombinasyon çoğu kez GEREKÇELİ başlar (örneğin AF + koroner girişim) — sorun BAŞLAMAK değil SÜRDÜRMEKTİR | KESME TARİHİ baştan planlanıp KAYDA GEÇİRİLMELİ ve her vizitte "bu ilaçların hepsi hâlâ gerekli mi" diye SORULMALIDIR | Uzun süredir aspirin kullanan hastaya antikoagülan başlanınca aspirinin GEREKÇESİ sorgulanmalıdır

Kombinasyon antitrombotik tedavi, klinik pratikte "başlaması kolay, bırakması unutulan" ilaçların tipik örneğidir. Kombinasyon genellikle geçerli bir gerekçeyle başlar: atriyal fibrilasyonu olan bir hastaya koroner stent takıldığında hem antikoagülan hem antiagregan gerekir ve bu, belirli bir süre için doğrudur. Sorun, bu sürenin sonunda ilaçlardan birinin kesilmesi gerektiğinin unutulmasıdır; hasta yıllarca gereksiz yere ikili ya da üçlü tedavi altında kalır ve kanama riski birikir. Bu hatanın önlenmesi basit bir alışkanlıkla mümkündür: kombinasyon başlanırken kesme tarihi de belirlenip kayda geçirilmeli, sonraki vizitlerde bu tarih kontrol edilmelidir. Benzer bir durum, uzun süredir aspirin kullanan bir hastaya atriyal fibrilasyon nedeniyle antikoagülan başlandığında yaşanır; aspirinin sürdürülmesi için ek bir gerekçe (yakın koroner girişim gibi) yoksa çoğu hastada antikoagülan tek başına yeterlidir ve aspirin kesilmelidir. Bu sorgulama her vizitte yapılmalıdır çünkü gerekçeler zamanla değişir.

ÖNCE OKU — DOAK'ta uyum kritik: yarı ömür kısadır

Varfarinde bir-iki atlanan doz TOLERE EDİLEBİLİR (uzun etki), DOAK'ta ise KORUMAYI BÜYÜK ÖLÇÜDE KALDIRIR | Uyumu "ilaçlarınızı kullanıyor musunuz" diye SORMA — ATLANAN DOZ SAYISINI somut olarak sor | Uyumsuzluk nedenleri ÇÖZÜLEBİLİR: maddi güçlük, temin sorunu, yan etki, günde iki kez kullanım güçlüğü, gerekliliğin anlaşılmaması | Hastaya YAZILI bilgi ve ANTİKOAGÜLAN KARTI ver

Antikoagülan tedavinin etkinliğini belirleyen en önemli etkenlerden biri uyumdur ancak bu, izlemde en az sorgulanan başlıktır. Doğrudan oral antikoagülanların kısa yarı ömrü, ilacın kesilmesi gerektiğinde önemli bir avantajdır; aynı özellik düzensiz kullanımda ciddi bir dezavantaja dönüşür. Varfarin kullanan bir hastada bir günlük atlama INR üzerinde sınırlı etki yaratırken, doğrudan oral antikoagülan kullanan bir hastada aynı atlama antikoagülan etkiyi büyük ölçüde ortadan kaldırır ve hasta o dönemde korumasız kalır. Bu nedenle uyum sorgulaması kapalı uçlu bir soruyla yapılmamalıdır; "geçen ay kaç doz atladınız" gibi somut bir soru çok daha güvenilir bilgi verir ve hastayı savunmaya geçirmez. Uyumsuzluk saptandığında nedeni araştırılmalıdır çünkü nedenlerin çoğu çözülebilir: maddi güçlük, ilaç temininde yaşanan sorunlar, yan etkiler, günde iki kez kullanım güçlüğü ve tedavinin neden gerekli olduğunun anlaşılmamış olması başlıcalarıdır. Hastaya yazılı bilgi ve antikoagülan kartı verilmesi hem acil durumlarda hem planlı girişimlerde bilgi akışını sağlar.

Öne çıkan dış kaynaklar

Detaylı değerlendirme

Tanı ve karar mantığı

Klinik çerçeve

Genel bakış

Antitrombotik tedavide asıl güçlük ilacı başlamak değil; doğru ajanı seçmek, doğru dozda sürdürmek ve girişimler çevresinde güvenle yönetmektir. Ajan seçimi endikasyona göre değişir ve bir endikasyon için doğru olan başka bir endikasyonda yanlış olabilir.

Doğrudan oral antikoagülanlar atriyal fibrilasyon ve venöz tromboembolizmde sağladıkları kolaylıklar nedeniyle geniş kullanım alanı bulmuştur; sabit doz, rutin izlem gereksiniminin azlığı ve daha az gıda etkileşimi bu kolaylıkların başında gelir. Ancak bu ilaçlar mekanik kalp kapağı taşıyan hastalarda kontrendikedir ve varfarin kullanılmalıdır; yüksek riskli antifosfolipid sendromunda, özellikle üçlü antikor pozitifliği olan hastalarda tromboz yinelemesi daha sık bildirilmiştir; gebelikte ve emzirmede güvenlik verileri bulunmadığından heparinler tercih edilir.

Kanser ilişkili trombozda ise seçim tümör yerleşimine göre farklılaşır. İzlem konusunda yaygın bir yanlış anlaşılma vardır: doğrudan oral antikoagülanlar için "izlem gerektirmez" ifadesi, rutin pıhtılaşma testiyle doz ayarı yapılmadığı anlamına gelir, hastanın hiç izlenmeyeceği anlamına gelmez.

Böbrek işlevi düzenli değerlendirilmeli, kilo, yaş, ilaç etkileşimleri, kanama bulguları ve uyum gözden geçirilmelidir. Doz azaltma ölçütleri ajana özgüdür ve kanama korkusuyla yapılan ölçüt dışı azaltma tromboz riskini artırır.

Varfarin kullanan hastalarda ise çok sayıda ilaç ve beslenme etkileşimi bulunduğundan her vizitte değişiklikler sorgulanmalıdır. Antiagregan ile antikoagülanın birlikte kullanımı kanama riskini belirgin biçimde artırır; kombinasyon genellikle gerekçeli olarak başlar ancak kesme tarihi planlanmadığında gereksiz yere sürdürülür.

Perioperatif yönetim, girişimin kanama riski ile hastanın tromboz riskinin karşılaştırılmasına dayanır; düşük kanama riskli girişimlerde kesme gerekmeyebilir ve köprüleme yalnızca seçilmiş yüksek riskli hastalarda uygulanmalıdır. Son olarak uyum, doğrudan oral antikoagülanların kısa yarı ömrü nedeniyle özellikle kritiktir.

Ayırıcı tanı ve değerlendirme

Düşünülmesi gerekenler

  • Antikoagülasyon endikasyonu: atriyal fibrilasyon, venöz tromboembolizm, mekanik kalp kapağı, kanser ilişkili tromboz, antifosfolipid sendromu ve gebelik ilişkili durumlar farklı ajan ile süre gerektirir (ilgili protokoller).
  • Antikoagülan altında kanama: doz uygunsuzluğu, böbrek işlevinde bozulma, ilaç etkileşimi, anatomik lezyon (gastrointestinal malignite dahil), trombositopeni ve eşlik eden antiagregan kullanımı ayırt edilmelidir.
  • Antikoagülasyona karşın tromboz: uyumsuzluk, yetersiz doz, ilaç etkileşimi, altta yatan malignite, antifosfolipid sendromu ve heparine bağlı trombositopeni düşünülmelidir (ilgili protokoller).
  • Antikoagülan altında trombositopeni: heparine bağlı trombositopeni, ilaç ilişkili trombositopeni, sepsis, yaygın damar içi pıhtılaşma ve altta yatan hematolojik hastalık ayırt edilmelidir (ilgili protokoller).
  • INR yüksekliği: doz hatası, ilaç etkileşimi, beslenme değişikliği, karaciğer hastalığı, K vitamini eksikliği ve alkol kullanımı değerlendirilmelidir.
  • Perioperatif karar: girişimin kanama riski ile hastanın tromboz riski ayrı ayrı değerlendirilmeli, tek bir kurala indirgenmemelidir.
  • Trombofili testleri: antikoagülan altındayken sonuçlar etkilenir; test zamanlaması buna göre planlanmalıdır (ilgili protokol).

Klinik karar mantığı

Neden önemli?

Antitrombotik tedavi, tıpta iki karşıt riskin sürekli olarak dengelendiği ender alanlardan biridir: az tedavi tromboz, çok tedavi kanama demektir ve bu denge her hastada, hatta aynı hastada zaman içinde değişir. Bu nedenle antitrombotik yönetim bir kez verilen karar değil, sürekli gözden geçirilen bir süreçtir.

Bu protokolün odağı da tam olarak buradadır: ilacın başlanması genellikle doğru yapılır, sorunlar sürdürme ve girişim dönemlerinde ortaya çıkar. Ajan seçiminde endikasyon özgüllüğünün vurgulanması, yaygın bir genelleme hatasını hedefler.

Doğrudan oral antikoagülanların sağladığı pratik kolaylıklar, bu ilaçların her durumda varfarinin yerini alabileceği izlenimini yaratmıştır. Bu izlenim çoğu endikasyonda zararsızdır ancak birkaç durumda doğrudan zarar verir.

Mekanik kalp kapağı bunun en net örneğidir ve burada söz konusu olan yalnızca daha az etkinlik değil, artmış kapak trombozu riskidir. Yüksek riskli antifosfolipid sendromu ikinci örnektir.

Gebelik ise her iki oral seçeneğin de dışlandığı özel bir durumdur. Bu örneklerin ortak dersi, ilaç sınıfının değil endikasyonun belirleyici olduğudur.

İzlem konusundaki yanlış anlaşılma da benzer biçimde bir ifadenin fazla genellenmesinden doğar. "İzlem gerektirmez" ifadesi, doz ayarı için rutin pıhtılaşma testi yapılmadığını anlatır; ancak pratikte bu ifade, hastanın hiç izlenmemesi biçiminde uygulanabilmektedir. Oysa böbrek işlevindeki bozulma bu ilaçlarda birikime ve kanamaya yol açar ve yaşlı hastalarda bu bozulma sinsi ilerler.

Bu nedenle "rutin test yok" ile "izlem yok" arasındaki ayrım açıkça yapılmalıdır. Aynı başlıkta, kanama korkusuyla yapılan ölçüt dışı doz azaltma özellikle vurgulanmalıdır; bu, iyi niyetle yapılan ancak hastayı korumasız bırakan bir müdahaledir ve tromboz riskini artırır.

Kombinasyon tedavisinde kesme tarihinin baştan planlanması önerisi, sistem tasarımıyla ilgili bir çözümdür. Kombinasyon genellikle geçerli bir gerekçeyle başlar ve o an için doğrudur; sorun, gerekçenin süresi dolduğunda ilaçlardan birinin kesilmesi gerektiğinin unutulmasıdır.

Bu unutma, hekim değişikliği ve devir teslimlerle daha da olasıdır. Kesme tarihinin baştan kayda geçirilmesi, bu boşluğu kapatan basit bir önlemdir.

Aynı mantık, uzun süredir aspirin kullanan bir hastaya antikoagülan başlandığında aspirinin gerekçesinin sorgulanması için de geçerlidir. Perioperatif yönetimde iki karşıt hatanın da yaygın olması, bu alanda tek bir kurala yaslanmanın neden yetersiz olduğunu gösterir.

Gereksiz kesme, düşük kanama riskli girişimlerde koruma boşluğu yaratır; gereksiz köprüleme ise kanama riskini artırır ve yararı gösterilememiştir. Doğru yaklaşım, iki riski ayrı ayrı değerlendirip karşılaştırmaktır.

Bu değerlendirme, girişimi yapacak ekiple birlikte yapılmalıdır çünkü kanama riski girişimin niteliğine göre değişir ve bu bilgi cerrahide ya da girişimsel ekiptedir. Son olarak uyum konusu, etkinliği belirleyen ancak en az sorgulanan başlıktır.

Doğrudan oral antikoagülanların kısa yarı ömrü, kesme gerektiğinde avantajken düzensiz kullanımda dezavantaja dönüşür; bir-iki atlanan doz korumayı büyük ölçüde kaldırır. Bu nedenle uyumun kapalı uçlu bir soruyla değil, atlanan doz sayısı somut olarak sorularak değerlendirilmesi gerekir.

Uyumsuzluğun nedenlerinin çoğu çözülebilir olduğundan, sorgulama yalnızca bir tespit değil bir müdahale fırsatıdır.

Güvenlik ve izlem

Komplikasyonlar ve güvenlik

Kritik komplikasyonlar

  • Majör kanama, özellikle intrakraniyal, gastrointestinal ve retroperitoneal bölgelerde yaşamı tehdit edebilir (ilgili protokol).
  • Mekanik kalp kapağında uygunsuz ajan kullanımı, kapak trombozu ve tromboembolik olaylara yol açar.
  • Ölçüt dışı doz azaltma, tromboz yinelemesine neden olur ve bu risk sıklıkla fark edilmez.
  • Böbrek işlevinin izlenmemesi, ilaç birikimine ve kanamaya yol açar.
  • Antiagregan ile antikoagülanın gereksiz yere birlikte sürdürülmesi, kanama riskini belirgin biçimde artırır.
  • Gereksiz köprüleme, kanama riskini artırır ve tromboz riskini azalttığı gösterilememiştir.
  • Düşük riskli girişimler için gereksiz kesme, koruma boşluğu ve tromboembolik olay riski yaratır.
  • Uyumsuzluk, özellikle kısa yarı ömürlü ajanlarda tromboza yol açar ve sorgulanmadığında görünmez kalır.
  • Trombofili testlerinin antikoagülan altında istenmesi, yanlış tanılara ve gereksiz uzun süreli tedaviye neden olabilir.

Özel hasta grupları

Farklı değerlendirilmesi gerekenler

  • Mekanik kalp kapağı olan hastalar: varfarin kullanılmalı, doğrudan oral antikoagülanlardan kaçınılmalı ve perioperatif dönemde köprüleme değerlendirilmelidir (ilgili protokol).
  • Gebeler ve emziren kadınlar: heparinler tercih edilir; varfarin gebelikte teratojeniktir ve doğrudan oral antikoagülanlar önerilmez (ilgili protokol).
  • Kanser hastaları: ajan seçimi tümör yerleşimi, trombosit sayısı, böbrek işlevi ve ilaç etkileşimlerine göre yapılır; tedavi genellikle kanser etkin olduğu sürece sürdürülür (ilgili protokol).
  • Antifosfolipid sendromu olan hastalar: yüksek riskli antikor profilinde varfarin tercih edilir (ilgili protokol).
  • Böbrek işlev bozukluğu olan hastalar: ajan seçimi ve dozu böbrek işlevine göre belirlenir; izlem sıklaştırılmalıdır.
  • Yaşlı hastalar: böbrek işlevi sinsi bozulur, çoklu ilaç kullanımı ve düşme riski yüksektir; ancak düşme riski tek başına antikoagülasyonu engellemez ve düşme önleme önlemleri alınmalıdır (ilgili protokol).
  • Trombositopenik hastalar: antikoagülasyon kararı ve dozu trombosit sayısına göre uyarlanmalı, hematoloji ile birlikte verilmelidir (ilgili protokoller).
  • Çocuklar: düşük molekül ağırlıklı heparin sıklıkla tercih edilir; doz kiloya göre ayarlanır ve büyümeyle yeniden değerlendirilir (ilgili protokol).

İzlem ve yeniden değerlendirme

İzlem planı

Antitrombotik tedavi alan hastalarda izlem, ilacın türüne göre biçimlenir ancak birkaç ilke tüm hastalarda ortaktır. Her vizitte endikasyon yeniden gözden geçirilmeli ve "bu tedavi hâlâ gerekli mi, süresi doldu mu" sorusu sorulmalıdır; venöz tromboembolizmde tedavi süresi provoke edici etkene göre belirlenir ve süre dolduğunda karar yenilenmelidir.

İlaç listesi her vizitte gözden geçirilmeli, yeni başlanan ilaçların etkileşim potansiyeli değerlendirilmelidir; Allopürinol varfarinin antikoagülan etkisini artırabilir; birlikte tedaviye eklendiğinde INR daha sık ölçülür ve varfarin dozu sonuca göre ayarlanır. varfarin kullanan hastaya antibiyotik başlandığında INR izlemi sıklaştırılmalıdır. Doğrudan oral antikoagülan kullanan hastalarda böbrek işlevi en az yılda bir, böbrek işlev bozukluğu olanlarda daha sık değerlendirilmeli; kilo ve yaş değişiklikleri doz uygunluğu açısından gözden geçirilmelidir.

Doz azaltma kararları ölçütlere dayandırılmalı, kanama endişesiyle keyfi azaltma yapılmamalıdır. Varfarin kullanan hastalarda INR düzenli izlenmeli, hedef aralıkta kalınan sürenin oranı değerlendirilmeli ve kararsız seyreden hastalarda uyum, etkileşimler ile beslenme sorgulanmalıdır.

Her vizitte kanama bulguları sorgulanmalıdır: burun ve diş eti kanaması, morarma, idrarda ile dışkıda kan, olağandışı halsizlik. Hemoglobin izlemi, gizli kanamanın erken saptanmasını sağlar; antikoagülan alan hastada saptanan demir eksikliği anemisi, kanama kaynağının araştırılmasını gerektirir ve bu araştırma gastrointestinal malignite açısından da önemlidir.

Uyum, somut sorularla değerlendirilmeli ve uyumsuzluk saptandığında nedeni araştırılmalıdır; maddi güçlük, temin sorunu ve yan etkiler çözülebilir nedenlerdir. Planlı girişimler öncesinde hasta erken değerlendirilmeli; kesme kararı, zamanlama ve yeniden başlama planı girişimi yapacak ekiple birlikte belirlenmeli ve yazılı olarak paylaşılmalıdır.

Hastalara antikoagülan kartı verilmeli, herhangi bir girişim ya da diş işlemi öncesinde ilaçlarını bildirmeleri gerektiği anlatılmalıdır. Kombinasyon tedavisi alan hastalarda kesme tarihi kayda geçirilmeli ve her vizitte kontrol edilmelidir.

Son olarak hastalara hangi kanama bulgularında gecikmeden başvurmaları gerektiği yazılı olarak verilmelidir: şiddetli ya da durmayan kanama, kafa travması sonrası herhangi bir yakınma, şiddetli baş ağrısı, kanlı kusma, siyah dışkı ve ani halsizlik bu belirtiler arasındadır.

Kaynaklar

  • Steffel J, Collins R, Antz M, et al. 2021 European Heart Rhythm Association Practical Guide on the Use of Non-Vitamin K Antagonist Oral Anticoagulants in Patients with Atrial Fibrillation. Europace 2021;23(10):1612-1676. — doğrudan oral antikoagülanların kullanımı, izlem gereksinimleri, doz azaltma ölçütleri, etkileşimler ve perioperatif yönetim. WebSearch ile doğrulandı (2026-07-26).
  • Douketis JD, Spyropoulos AC, Murad MH, et al. Perioperative Management of Antithrombotic Therapy: An American College of Chest Physicians Clinical Practice Guideline. Chest 2022;162(5):e207-e243. — perioperatif kesme zamanlaması, köprüleme endikasyonlarının daraltılması ve yeniden başlama ilkeleri. WebSearch ile doğrulandı (2026-07-26).
  • Eikelboom JW, Connolly SJ, Brueckmann M, et al. Dabigatran versus warfarin in patients with mechanical heart valves. N Engl J Med 2013;369(13):1206-1214. — mekanik kalp kapağında doğrudan oral antikoagülan kullanımının artmış tromboembolik olay ve kanama riski. WebSearch ile doğrulandı (2026-07-26).
  • Pengo V, Denas G, Zoppellaro G, et al. Rivaroxaban vs warfarin in high-risk patients with antiphospholipid syndrome. Blood 2018;132(13):1365-1371. — yüksek riskli antifosfolipid sendromunda doğrudan oral antikoagülanla artmış tromboz riski. WebSearch ile doğrulandı (2026-07-26).
  • Kaynak bölüm: Hoffman R, et al. Hematology: Basic Principles and Practice — Bölüm 143 (Antitrombotik İlaçlar), Türkçe çeviri (kullanıcı arşivi). Genel çerçeve ve kapsam referansı.

Son inceleme: 2026-08-06 · İnceleme vadesi: 2027-08-06

Bu protokol yalnızca hekim yatak-başı KARAR DESTEĞİ amaçlıdır ve bağımsız klinik muhakemenin yerine geçmez. AJAN DOZLARI, doz azaltma ölçütleri, INR hedef aralıkları, perioperatif kesme süreleri ve köprüleme protokolleri kasıtlı olarak verilmemiştir; bunlar ajana, endikasyona, böbrek işlevine ve ulusal uygulamalara göre değiştiğinden GÜNCEL KILAVUZLARDAN, ÜRÜN BİLGİSİNDEN VE KURUMSAL PROTOKOLLERDEN DOĞRULANMALIDIR. KRİTİK GÜVENLİK: (1) DOAK'lar MEKANİK KALP KAPAĞINDA KONTRENDİKEDİR (varfarin kullanılır), GEBELİK ile EMZİRMEDE ÖNERİLMEZ (heparin kullanılır) ve yüksek riskli ANTİFOSFOLİPİD SENDROMUNDA tromboz yinelemesi daha sıktır; (2) DOAK "İZLEM GEREKTİRMEZ" İFADESİ YANILTICIDIR — rutin doz ayarı için test yapılmaz ancak BÖBREK İŞLEVİ, kilo, yaş, ETKİLEŞİMLER ve kanama bulguları izlenmelidir; (3) ÖLÇÜT DIŞI DOZ AZALTMA TROMBOZA yol açar; doz azaltma ölçütleri AJANA ÖZGÜDÜR; (4) ANTİAGREGAN + ANTİKOAGÜLAN kombinasyonunda KESME TARİHİ baştan planlanmalı ve her vizitte sorgulanmalıdır; (5) PERİOPERATİF kararda GİRİŞİMİN KANAMA RİSKİ ile HASTANIN TROMBOZ RİSKİ birlikte değerlendirilir — düşük riskli girişimlerde GEREKSİZ KESME ve GEREKSİZ KÖPRÜLEME zarar verir; (6) DOAK'ta YARI ÖMÜR KISADIR, atlanan dozlar korumayı kaldırır — uyum somut sorularla sorgulanmalıdır; (7) antikoagülan altında saptanan DEMİR EKSİKLİĞİ ANEMİSİNDE kanama kaynağı ve GASTROİNTESTİNAL MALİGNİTE araştırılmalıdır; (8) TROMBOFİLİ TESTLERİ antikoagülan altında ETKİLENİR. Antikoagülan ilişkili majör kanama ve geri çevirme, venöz tromboembolizm, atriyal fibrilasyon, gebelikte VTE, kanser ilişkili tromboz, antifosfolipid sendromu ve heparine bağlı trombositopeni ayrı protokollerde ele alınır. İçerik uzman manuel doğrulaması gerektirir.